bazen böyle her şeyi bırakıp alıp başımı gidesim geliyor. isteklerimize ulaşmak için bazı bedeller ödememiz, sabretmemiz, ne bileyim çaba göstermemiz gerektiğini, her zaman bir seçim şansımızın olduğunu ve durduğumuz noktaya kendi tercihlerimiz sonucunda geldiğimizi biliyorum. hatta durduğumuz nokta muhtemelen de güzel bir noktadır, en kötüsü "hiç de fena değil" bir noktadır ve halimize şükretmemiz gerekir, şükrederiz. ama, adamın tekinin neredeyse 10 kere aynı cümleyi tekrarlayarak, uzataa uzataaa yazmış olduğu son derece sıkıcı bir makaleyi okumaktansa, ne bileyim keyif alacağım bir kitabı okumayı tercih ederdim!! tez yazıyorum, ne beklenir ki bu dönemden başka.. eminim bunu düşünen tek kişi de ben değilimdir. bir de doktora mı yapsam diye düşünüyorum, hatta daha fenası böyle düşünüyorum ya kesin yaparım. öf! geldiler bana sağdan soldan! imdat!
Hayatta her şey dengeli olmalı. Güzellik, hırs, zeka, güç, aşk... Şu sıralar terazimin dengesi daha çok iş hayatıma kaydı. Sıklıkla duygu ve kaygı durumumu göz ardı ettiğim oluyor. Ki bu yazıya onun için başlamıştım ama çok başka yerlere evrildi. Hepsi o iki bardak cin tonik yüzünden! :) Bazen -çoğu zaman- dengemi şaşırdığım oluyor. Aşırı aceleci ve kaygılı olduğum, kendimi ve hayatımdaki insanları bunalttığım zamanlar. Bazı eski hikayeleri -işime geldiği gibi- yeniden yazdığım ve vicdanımı rahatlattığım zamanlar. "Eternal Sunshine of the Spotless Mind" (Lekesiz Zihnin Sonsuz Günışığı) zamanları... Bazen ChatGPT ile yazışmak gerçek insanlarla yazışmaktan çok daha kolay geliyor. Kısa, kestirme, duygulardan arınmış diyaloglar. "Lekesiz zihinler"... Her diyalog böyle olsa ne kadar kolay -ve ne kadar korkunç- olur diye düşünüyorum. İş yerinde istediğim bir şeyi en az üç kere tekrarlamak zorunda kalmazdım mesela... Duygusal hayatta ise karşımdaki söylememe gerek kalmad...
Yorumlar