Bazen anne olan hayvanlar hastalıklı evlatlarını emzirmeyerek ölüme terk ederler. Ancak yaptıkları sadece, güçlü olanın türünün devamı için zayıf halkayı elemektir. Canice gelebilir insanlara. Şu örneğe bakın: Bir anne fare, yavrularından birini emzirmez, döver ve uzaklaştırır. Bunu gören biyolog sinirlenir, zorla onu yerine geri koyar, dışarıdan besler ve büyümesine izin verir. Ve fark eder ki, ölmesi gereken yavru fare büyüyüp anne olduğunda tek tek bebeklerini öldürmeye başlar. Zihinsel ya da fiziksel hastalığı içgüdüsel olarak tespit eden onun annesi, en başından bu yüzden yavrusunu beslememiştir. Biyolog, düzene müdahale etmenin daha kötü sonuçlar yaratacağını anlar ve geri çekilir. Düzen, doğanın kendi dengesidir.
Hayatta her şey dengeli olmalı. Güzellik, hırs, zeka, güç, aşk... Şu sıralar terazimin dengesi daha çok iş hayatıma kaydı. Sıklıkla duygu ve kaygı durumumu göz ardı ettiğim oluyor. Ki bu yazıya onun için başlamıştım ama çok başka yerlere evrildi. Hepsi o iki bardak cin tonik yüzünden! :) Bazen -çoğu zaman- dengemi şaşırdığım oluyor. Aşırı aceleci ve kaygılı olduğum, kendimi ve hayatımdaki insanları bunalttığım zamanlar. Bazı eski hikayeleri -işime geldiği gibi- yeniden yazdığım ve vicdanımı rahatlattığım zamanlar. "Eternal Sunshine of the Spotless Mind" (Lekesiz Zihnin Sonsuz Günışığı) zamanları... Bazen ChatGPT ile yazışmak gerçek insanlarla yazışmaktan çok daha kolay geliyor. Kısa, kestirme, duygulardan arınmış diyaloglar. "Lekesiz zihinler"... Her diyalog böyle olsa ne kadar kolay -ve ne kadar korkunç- olur diye düşünüyorum. İş yerinde istediğim bir şeyi en az üç kere tekrarlamak zorunda kalmazdım mesela... Duygusal hayatta ise karşımdaki söylememe gerek kalmad...
Yorumlar