Mavi kuş, her daim sarhoş. Biraz da bize kızmış. Onun için hiç yüz vermiyor. Oysa güzel şarkıları vardı, yıldızlara denizlere. Ama söylemiyor ki bizlere. Susuyor. Suç işlemiş eller gibi. Perondaki boş trenler gibi. Ucu görülmeyen tüneller gibi. Gel hiç üzülme, salına salına uç. Ben gelemem ama sen git biraz dolaş. Saksağanın şakası sandılar. Muhabbet kuşları ve papağanlar. Belki de arkadaşındırlar? Kargalar gibi karaladılar. Kırlangıçlar ve serçeler, bize biraz yalan söylediler. Çok saftık. Zararsız küçük yalanlar gibi. Yağmurdan kaçanlar gibi. Bütün vapurları kaçıranlar gibi. Gel hiç üzülme, salına salına uç. Ben gelemem ama sen git biraz dolaş. Mavi kuş, sanki bir düş. Kaşla göz arasında. Geceyle gündüz ortasında. Sokaklar bile sokaklara kesişir. Gölgeler ki güneşe bağlı. Biz ikimiz de öyleyiz. Ama bilmeliyiz... Ağıramamış aydınlıklar gibi. Kireç tutmuş çaydanlıklar gibi. Hiç sevişmemiş insancıklar gibi. Gel hiç üzülme, salına salına uç. Ben gelemem ama sen git biraz dolaş. Mavi kuş, her daim sarhoş. Biraz da bize kızmış.
Hayatta her şey dengeli olmalı. Güzellik, hırs, zeka, güç, aşk... Şu sıralar terazimin dengesi daha çok iş hayatıma kaydı. Sıklıkla duygu ve kaygı durumumu göz ardı ettiğim oluyor. Ki bu yazıya onun için başlamıştım ama çok başka yerlere evrildi. Hepsi o iki bardak cin tonik yüzünden! :) Bazen -çoğu zaman- dengemi şaşırdığım oluyor. Aşırı aceleci ve kaygılı olduğum, kendimi ve hayatımdaki insanları bunalttığım zamanlar. Bazı eski hikayeleri -işime geldiği gibi- yeniden yazdığım ve vicdanımı rahatlattığım zamanlar. "Eternal Sunshine of the Spotless Mind" (Lekesiz Zihnin Sonsuz Günışığı) zamanları... Bazen ChatGPT ile yazışmak gerçek insanlarla yazışmaktan çok daha kolay geliyor. Kısa, kestirme, duygulardan arınmış diyaloglar. "Lekesiz zihinler"... Her diyalog böyle olsa ne kadar kolay -ve ne kadar korkunç- olur diye düşünüyorum. İş yerinde istediğim bir şeyi en az üç kere tekrarlamak zorunda kalmazdım mesela... Duygusal hayatta ise karşımdaki söylememe gerek kalmad...
Yorumlar