Sadece şu an var sevgimizi paylaşabilmek için. Bazı zamanlar anlarız aslında, hatırlarız birgün biteceğini. Uzun ya da kısa. Bir sokak kedisini okşayıp ardına bakmadan yürümek gibi geçmişteki sevdalar. Bir daha hiç görmemecesine. İyi olduğunu umup, aslında olmadığını düşünmezcesine. Yaşam yalnızca bir saniye. Öylesine hassas, öylesine kırılgan. Ona bir daha hiç dokunamayacak olmak, bir zamanlar seninle olduğunu ve çok ama çok sevdiğin gerçeğini değiştirir mi? Değişmez bu ana kazınmış olan hiçbir şey. Kimin ne düşündüğünün ne önemi var? Seviyorsan sev. Şimdi sev. Yeter ki sev. Yarın yine gün doğacak mı kim bilebilir?
Hayatta her şey dengeli olmalı. Güzellik, hırs, zeka, güç, aşk... Şu sıralar terazimin dengesi daha çok iş hayatıma kaydı. Sıklıkla duygu ve kaygı durumumu göz ardı ettiğim oluyor. Ki bu yazıya onun için başlamıştım ama çok başka yerlere evrildi. Hepsi o iki bardak cin tonik yüzünden! :) Bazen -çoğu zaman- dengemi şaşırdığım oluyor. Aşırı aceleci ve kaygılı olduğum, kendimi ve hayatımdaki insanları bunalttığım zamanlar. Bazı eski hikayeleri -işime geldiği gibi- yeniden yazdığım ve vicdanımı rahatlattığım zamanlar. "Eternal Sunshine of the Spotless Mind" (Lekesiz Zihnin Sonsuz Günışığı) zamanları... Bazen ChatGPT ile yazışmak gerçek insanlarla yazışmaktan çok daha kolay geliyor. Kısa, kestirme, duygulardan arınmış diyaloglar. "Lekesiz zihinler"... Her diyalog böyle olsa ne kadar kolay -ve ne kadar korkunç- olur diye düşünüyorum. İş yerinde istediğim bir şeyi en az üç kere tekrarlamak zorunda kalmazdım mesela... Duygusal hayatta ise karşımdaki söylememe gerek kalmad...
Yorumlar