Tıpkı aşka düşmek gibi, aşktan düşmek (ya da aşktan soğumak) diye bir kavram daha var: falling out of love.
Ne yazık ki domino etkisi gibi tutamadığın, geri alamadığın, geri almak için kendini ne kadar zorlarsan o kadar kötüleşen bir his, aşktan düşmek. Bunu birden çok defa yaşadım. Ve elbette, sebepsiz yere olmadı.
Bir zamanlar kokusu başınızı döndüren, sesi yüreğinizi hoplatan, onunla buluşmaya giderken koşmanıza sebep olan bir insanın birden bire en küçük detaylarının bile size sinir bozucu gelmeye başlaması hissini yaşadınız mı hiç? Anlaşılan o ki, birkaç fatal hata ardından fark ettirmeden o bardak taşmış ve sigortalar atmış ve elektrik kesilmiş gibi bir his..
Beyin inanılmaz bir organ. Beynimiz, hormonlarımız ve bedenimiz arasında inanılmaz bir iletişim var. Aklıma yatmayan artık bedenim için de ulaşılmaz oluyor. Ve bir süredir bu konuda ne yapabileceğimi düşünüyorum. Sanırım yapılabilecek tek bir şey var: dürüst olmak.
Son zamanlarda bütün ilişkilerimde yapığım çok temel bir hatayı fark ettim: ben insanları hayatımın içine dahil ediyorum ama onlar beni dahil etmiyorlar. Hep beni kapı eşiğinde tutan, tam olarak dürüst olmayan, gizli bir takım gündemleri olan adamları dahil etmişim hayatıma. Sanırım bundan sonra - uzun bir zaman sonra, eğer yeniden romantik bir etkileşim yaşamaya sabır ve enerji bulabilirsem, en önemli kriterlerimden biri bu olacak: samimiyet.
Bir de yanında başka bir şeyler: toplumdaki duruş, anlayış, nezaket ve konfor alanı gibi. Hayatıma girecek insandan konfor alanımı genişletmesini istemek en doğal hakkım. Bunu istiyor olmaktan da gram utanmıyorum çünkü bu zamana kadar hep ben tersini yaptım ve onlar bundan hiç utanmadılar!
Bir süredir efsane film Rüzgar Gibi Geçti'deki Scarlet O'Hara repliğini tekrarlıyorum:
Şu an bunu düşünemem. Düşünürsem deliririm. Bunu yarın düşüneceğim.
Ama artık yüzleşmem gereken şeyler var... Anneannem bana sevginin sonsuz bir fedakarlık olduğunu gösterdi. Ama o hiçbir zaman tam olarak mutlu olmadı. Artık biliyorum ki, benim sevgim onun sevgisi gibi olmak zorunda değil. Bu yüzden yeni hayatımı başkalarının ihtiyaçlarına göre değil, kendi merkezimden kurmalıyım. Ve buna ayak uyduran, uydurmaya gönlü olan, zaten paralel bir yolda yürüyen insanlar girmeli hayatıma.
Yakında 40 yaşıma basacağım. Artık "potansiyeli olan insan" ile "hazır olan insan" arasındaki farkı görmek zorundayım. Potansiyelin değerli olduğu 20'li yaşlar geride kaldı. Ben bugün, birinin ne olabileceğine değil; şu anda bana ne sunduğuna bakıyorum artık.
Ben bir ilişkiyi yönetmek değil, bir ilişki yaşamak istiyorum.
Sevgiyle,

Yorumlar